1. Girişim Sermayesi Fonu

Girişim Sermayesi Yatırım Fonu, nitelikli yatırımcılardan katılma payları karşılığında toplanan paralarla, pay sahipleri hesabına inançlı mülkiyet esaslarına göre Sermaye Piyasası Kurulu (Kurul) tarafından belirlenmiş varlık ve işlemlerden oluşan portföyü işletmek amacıyla portföy yönetim şirketleri ve girişim sermayesi portföy yönetim şirketleri tarafından süreli olarak kurulan ve tüzel kişiliği bulunmayan malvarlığıdır.
Başka bir deyişle Girişim Sermayesi Yatırım Fonları (GSYF), yüksek büyüme potansiyeline sahip erken aşama veya gelişmekte olan şirketlere yatırım yaparak bu şirketlerin büyümesine katkıda bulunan fonlardır.
Gerçek ve tüzel kişiler girişim sermayesi yatırım fonu katılma paylarını almak suretiyle söz konusu fonlara yatırım yapabilirler.
Vergi mevzuatımızda girişim sermayesi yatırım fonuna yatırım yapan mükellefler için belirlenen düzenlemeler aşağıdaki gibidir.
1- Kurumlar vergisi mükellefleri, girişim sermayesi yatırım ortaklıklarına sermaye olarak konulması veya girişim sermayesi yatırım fonu paylarının satın alınması amacıyla, ilgili dönem kazancından girişim sermayesi fonu ayırabilirler.
2- İlgili yılda ayrılan fon tutarının beyan edilen gelirin %10’unu, toplam fon tutarının ise öz sermayenin %20’sini aşmaması (İki şartın birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir.)
3-Fonun ayrıldığı yılın sonuna kadar Türkiye’de kurulmuş veya kurulacak olan ve Sermaye Piyasası Kurulunun düzenleme ve denetimine tabi girişim sermayesi yatırım ortaklıklarına veya fonlarına yatırım yapılması gerekmektedir.
4- İndirim konusu yapılacak tutarın pasifte özel bir fon hesabında izlenmesi gerekmektedir.
5- Girişim sermayesi fonu olarak ayrılan tutarlar kurumlar vergisi beyannamesi üzerinde ayrıca gösterilmek şartıyla kurum kazancından indirim konusu yapılabilecektir.
6- Geçici vergilendirme dönemlerinde fon ayrılması ve indirim uygulamasından yararlanılması mümkün değildir.

2. İndirim tutarının hesaplanması

İlgili yılda ayrılan fon tutarının beyan edilen gelirin %10’unu aşamayacaktır.
İndirim tutarının tespitinde beyan edilen gelir olarak ticari bilanço kâr veya zararına kanunen kabul edilmeyen giderler eklenmek ve geçmiş yıl zararları ile varsa tüm indirim ve istisnalar düşülmek suretiyle bulunan tutar [Ticari bilanço kârı (zararı) + kanunen kabul edilmeyen giderler - geçmiş yıl zararları - tüm indirim ve istisnalar] dikkate alınacaktır.
Örnek: Hesap dönemi takvim yılı olan (A) A.Ş.’nin 2024 yılı dönem sonu öz sermayesi 8.000.000 TL olup, şirket 2024 yılında 1.700.000 TL kazanç elde etmiştir. Şirketin ayrıca, 300.000 TL kanunen kabul edilmeyen gideri, 500.000 TL istisna kapsamında serbest bölge kazancı, 200.000 TL yatırım indirimi tutarı ve 2023 yılından 300.000 TL geçmiş yıl zararı bulunmaktadır.
Şirket beyan edilen gelirin [1.700.000+300.000-500.000-300.000-200.000=1.000.000] %10’u olan 100.000 TL’yi girişim sermayesi fonu olarak ayırarak özel bir fon hesabına almıştır.
Bu durumda (A) A.Ş., beyan edilen gelirin %10’unu ve dönem sonu öz sermayesinin %20’sini aşmayacak şekilde ayırdığı girişim sermayesi fonunu, 30/4/2025 tarihine kadar vereceği 2024 yılı kurumlar vergisi beyannamesinde indirim konusu yapabilecektir.
(A) A.Ş.’nin 2024 yılı sonuna kadar, ayırmış olduğu 100.000 TL fon tutarıyla girişim sermayesi yatırım ortaklıklarına veya fonlarına yatırım yapmaması halinde, indirim konusu yaptığı 100.000 TL fon tutarı nedeniyle eksik tahakkuk ettirilen (100.000 x %20) 20.000 TL vergi, gecikme faizi ile birlikte tahsil edilecektir.
Ayrılan toplam fon tutarı hiçbir suretle öz sermayenin %20’sini aşamayacaktır.

3. Fon tutarının vergilendirilmesi

Fonun ayrıldığı yılın sonuna kadar girişim sermayesi yatırım ortaklıklarına veya fonlarına yatırım yapılmakla birlikte, girişim sermayesi fonu olarak ayrılan tutarların;
- Amacı dışında herhangi bir suretle başka bir hesaba nakledilmesi,
- İşletmeden çekilmesi,
- Ortaklara dağıtılması,
- Dar mükelleflerce ana merkeze aktarılması,
- Mükelleflerce işin terki,
- İşletmenin tasfiyesi, devredilmesi veya bölünmesi,
- Girişim sermayesi yatırım ortaklıklarının hisse senetlerinin veya girişim sermayesi yatırım fonu katılma paylarının elden çıkarılmasından itibaren altı ay içinde aynı amaçla yeniden kullanılmaması
hallerinde, bu işlemlerin yapıldığı veya sürenin dolduğu dönemde diğer kazançlarla ilişkilendirilmeksizin vergiye tabi tutulması gerekmektedir. Dolayısıyla, bu fon tutarları, beyan edildiği döneme ilişkin dönem zararı, geçmiş yıl zararları, indirim ve istisnalar ile ilişkilendirilmeksizin vergilendirilecektir.
Yukarıda sayılan hallerde sadece girişim sermayesi fonu hesabında tutulan ve önceki yıllarda indirim konusu yapılan tutarlar vergiye tabi tutulacak olup daha önce beyannamede indirim konusu yapılan tutarlar bakımından ise herhangi bir işlem yapılmayacaktır.

4. İstisna Kazançlar

1-Kar Payı
2-Katılma Payının Fona İadesinden Doğan Gelirler
3-Katılma Payı Satış Geliri
Kurumlar vergisi mükelleflerinin,
Tam mükellefiyete tabi girişim sermayesi yatırım fonu katılma payları ile girişim sermayesi yatırım ortaklıklarının hisse senetlerinden elde ettikleri kâr payları ve katılma paylarının fona iadesinden doğan gelirler ile bu fonların katılma paylarının 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 279 uncu maddesi kapsamında değerlenmesinden kaynaklanan değer artış kazançları vergiden müstesnadır.
Kurumlar vergisi mükelleflerinin,
Kurumların, en az iki tam yıl süreyle aktiflerinde yer alan istisna kazançlarına kaynak oluşturan yatırım fonlarının katılma paylarının satışından doğan kazançların %75’lik kısmı (27/11/2024 tarihli ve 32735 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 26/11/2024 tarihli ve 9160 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile %50) vergiden müstesnadır. (satışın yapıldığı yılı izleyen beşinci yılın sonuna kadar pasifte özel bir fon hesabında tutulması şartıyla)

5. Sonuç

Girişim sermayesi yatırım fonları, yüksek büyüme potansiyeline sahip şirketlerin finansmana erişimini kolaylaştırırken yatırımcılara da önemli vergisel avantajlar sağlayan bir yatırım aracıdır. Vergi mevzuatı kapsamında kurumlar vergisi mükelleflerine tanınan girişim sermayesi fonu ayırma imkânı sayesinde, belirli şartların sağlanması halinde kurum kazancından indirim yapılabilmekte ve böylece vergi yükü azaltılabilmektedir.
Sonuç olarak, girişim sermayesi yatırım fonları hem girişimlerin finansman ihtiyacının karşılanmasına katkı sağlayan hem de yatırımcılar açısından önemli vergisel avantajlar sunan bir finansal araç niteliği taşımaktadır. Bununla birlikte, sağlanan vergi avantajlarının sürdürülebilmesi için mevzuatta yer alan şart ve sürelerin dikkatle takip edilmesi ve işlemlerin buna uygun şekilde gerçekleştirilmesi büyük önem arz etmektedir.

Bilal SIRÇA
Yeminli Mali Müşavir